11.28.2011

YOK


Bakamadım kızım sana,
Beceremedim sorumluluğu yine,
Bir boşluk bırakmamalıymış insan sevdiği ile arasında,
Sende balkon kapısındaki boşluktan gittin cennetine,
Ama senin sevgine muhtaçtım,
Geçen güm tam da karşılıksız sevginin bu olduğunu düşünmüştüm,
3,5 aylık ömrüne sığdırdın be bu koca sevgiyi,
Biz kaç 35 yıllık koca adamların yapamayacağını 3,5 ayda yaptın,
Güveninle annelik duygusunu yaşattın bana,
Gece yarısı çalışmalarımda o uyku dolu gözlerle bakışın,
Minicik gözlerle hadi uyuyalım artık deyişin,
Yanına geldiğimdeki o sarılışın, mırıldanman olmayacak artık,
Sen de gittin küçük meleğim, bir koca boşluk bırakarak geride,
Bir sabah sessizce merhabalaşmıştık,
3,5 ayın boyunca hiç mi miyavlamaz bir kedi diye düşünürdük
Bu sabah giderken de sessizdin,
Yerde yatarken acı çekişin bile sessizdi,
Sessizce titreyerek beni bekliyordun
ve sessizce veda edip gittin,
Canım yavrum, duduşum
Sen gideli 7 saat oldu, yazmaya başladım,
Hep aklımdan geçiyordu yazmak, yazarken sorgulamak,
Kim olduğuma, ne istediğime karar vermek,
Dün bir arkadaşımla sırf bu yüzden İstanbul’dan uzaklaşalım dedik,
Gittik ama yine olmadı, başlayamadım,
Bu güne kısmetmiş,
Şimdi bıraktığın o koca boşlukta yazıyorum kızım,
Veda etmeden önce oturup uyanmamı beklediğin koltukta başladım yazmaya,
Üzerine çıkıp uyuduğun kaloriferin sıcağı vuruyor yüzüme,
Şimdi bu vakitler uyku saatindi senin,
Burada olsan atlar koltuğa, kıvrılır, uyurdun yanımda,
Son haylazlığını da yaptın benim yaramaz kızım,
Peki ben ne yapacağım şimdi,
Neden uyuyacağım, neden uyanacağım, neden güleceğim,
ne için para kazanacağım, neden plan yapacağım,
Neden başka bir şehre gideceğim, neden burada kalacağım,
Bir annenin evladı için planladığı, bir sevgilinin diğeri için planladığı herşey,
Bir anda nasıl da bu kadar anlamsızlaşabilir,
Uyuyup uyanınca geçerdi tüm ağrılarım, acılarım
Ama bu anlamsızlık geçmiyor,
Günlerdir, haftalardır, aylardır üzerimde
Bugün sen de gittin küçük kızım,
Bir anlamsızlık daha eklendi bu yaşama,
Tarif edilemez bir boşluk,
Hiç bir şeye dokunamadım bugün senden sonra,
Dün üzerinde gezindiğin kitaplar hala dağıttın gibi duruyor,
Sarı topun su kabının yanında, o da hala patini bekliyor,
Babam yine aynı koltuğunda, sessiz, üzgün
Arkadan tırmanıp kucağına atlamanı bekliyor,
Duduşum,
Savunmasız, küçük meleğim,
O Eylül sabahı seni bulduğumuzda henüz açılmamış gözlerinle bir umut verdin bize,
O gün seni gösterdiğimiz her doktor yaşama şansı düşük demişti,
Bir de hastalık yakıştırmışlardı sana, sinir sistemin hasarlı diye,
Biz de inanmamıştık onlara,
Sevgi herşeyi aştı gerçekten, nasıl da sapa sağlam akıllı bir kız oldun sonra,
Biz hiç inanmadık söylenenlere, sen sıkısıkı tutundun yaşama,
Nasıl da cevap verdin tüm inançsızlara, sevgisizlere,
Asıl şifanın inanç ve sevgide olduğunu bize nasıl da gösterdin öyle,
Ama niye gittin be yavrum,
Bugün ilk kez kollarımda birisi can verdi, yavrum, küçük kızım,
Nasıl bir acıymış böyle,
Giderken hayatta herşeye hazırlık ol diyordun gözlerinle,
Direndin biliyorum, sen pes etmezsin kolay kolay,
Daha bir haftalıkken seni kaldırımda bulduğumuzdaki gibi,
Direniyordun,
Annemi görmeden gitmem dedin ve kollarımda gittin,
Hala sorguluyorum,
Plansız girdin, pat diye çıktın hayatımızdan,
Bir sebebi olmalı gelişinin, gidişinin,
Şimdi onu sorulamaya başladım,
Öğrettiklerin, yaşattıklarınla aşıcağım belki de bu koca boşluğu,
Canım kızım çok korkma oralarda,

Annişkon



Duduşum

Duduşum
Herkes farklı bir sey söylerdi küçük fareye, sense hiç birini kaale almazdın,
Dudu, minnoş, yamuk, duduşko..
Birisi oyunla ilgini çekerse ancak ozaman bakardın, işin gücün oyundu,
3 Eylül sabahı karşıladın beni evimde, odamın balkonunda,
Senle ayrıldığımız yerde, hatırladın mı küçük kızım?
Burada meraba dedin, kapalı gözlerin yumuk gövdenle,
Şimdi ise aşağıda biraz büyümüş halinle beni bekliyorsun,
Yukardan bakıyorum, son nefesten önce beni, aileni bekliyorsun,
Nasıl yaptın minik kızım, sen kuşlara ulaşmak istedin, şimdi bir melek oldun,
Peki ben nasıl yaptım küçük meleğim, bile bile nasıl açık bıraktım balkonun kapısını
Sen gideli 3 saat oldu, bugün 28 Kasım
Bu kadar kısa mı olur ömür? Bir canlı bukadar zamanda nasıl bir parçası olur ailenin,
Yatağımın karşısındaki koltukta bana bakıp durdun bu sabah,
Hadi uyan artık çok az vaktimiz kaldı dermiş gibiydin,
Duyamadım bu çağrını, biraz yorgun alarmı erteleyip durdum,
Her zaman yaptığım gibi, vakit sonsuzmuş gibi erteleyip durdum,
Uyandım, karşı koltukta hala aynı şekilde bana bakıyorsun,
Yanına geldiğimde elimi tuttun bırakmıyorsun, pütürlü dilin öyle yumuşak ki bu sabah
Annen, belki de 3 ay önce o da aynı duyguları yaşadı, yavrusunu kaybettiğinde,
2 anneye de aynı acı yaşatılır mı be minik fare,
Annen belki de seni öldü sanırken, senin için yeni bir hayat başlamıştı,
Seni o gece 5cm’lik minik bedeninle yerde kıvranırken gördüklerinde,
Şimdi acaba bende mi aynı yanılgıdayım, yeni bir hayat başladı mı senin için,
Kediler cenneti diye birşey okudum az önce,
orada bol mamaların, bol sevginin olduğu bir yaşam varmış, görebildin mi orayı,
Sevdiğin oyuncakları, sarı topunu, hiç sevemediğin sarı tasmanı,
Arkanda sürüklediğin renkli kurdaleleri burada bıraktık bebeğim,
İlk evlat acımı onlara sarılarak yaşar ve unuturum belki diye,
Yıkıldım küçük kızım, ilk kez evimizden bir bireyi uğurladık, sonsuzluğa,
Tesadüfle ilgili bir yazı okudum az önce,
Hayatta herşeyin bir anlamı olduğundan, Darwin’in yalan söylediğinden bahsediyor,
Oysaki ben senin hayatımıza girişini hep tesadüf olarak görüyordum,
Hatta annemin o kuralcılığı ve titizliğine rağmen, seni kabullenişini de,
Bütün evi sarstın, ağlattın be kızım, telefonda öğrenen annemi bile..
Saat 12.00 oldu varabildin mi yeni evine?
Keşke araban balkabağı olsaydı da, kalsaydın bizimle hep burada
Daha dün konuştuk, büyüdükçe bu eve sığmayacağına,
Acaba buralarda bahçeli bir eve mi çıksak diye,
Buralarda, doğduğun ve gittiğin yerde, Göztepe’de
Bu sabah bana uzun uzun baktığın koltuktayım şimdi,
Karşıdaki mamanın kokusu geliyor burnuma, hep orda annenle kalsın kokun kuzum,
İçerden koşa koşa gelişin, paçamızdan çekiştirişin,
Kapıda bizi karşılayışın, koltukların tepelerindeki oyunların olmayacak artık
Bari kokun kalsın be kuzum, duduşum,
Evren ablanın planı olmuyormuş, biz kuruyormuşuz, o izliyormuş,
Öğretiyormuş, pişiriyormuş,
Senin geleceğini planlıyorduk,
Özgür bir bahçede büyü diye yaza doğru bahçeli bir eve çıkmayı planlıyorduk,
Ama sen tesadüfen gittin,
Balkondan baktığımda aşağıda yatışın, beni bekleyişin geliyor aklıma,
İçim acıyor, içim parçalanıyor, hiç birşey yapamıyorum,
Evladım, küçük meleğim niye açık bıraktım ki ben o kapıyı,
Beni bekledin aşağıda, direndin dimi, annişimi görmeden gitmem dedin,
Son nefesini de takside kucağımda verdin,
Bi de size nankör der nankör insanoğlu,
Ama benim meleğim son 5 dakikasını benim kucağımda geçirmek için direndi,
Meleğim bana uzun uzun baktı, iyi bak kendine dedi,
Biz nankör insanlar herzaman iyi bakarız kendimize meleğim, sen hiç merak etme,
Birazdan başlar koşuşturmacam,
Birisi arar, bir projeyi sorar, biri bir mail atar haftasonu bir yere davet eder,
Biri kapıyı çalar bir isteğiniz var mı diye sorar
Birisi kornaya basar, birisi küfür eder, birisi metroya yetişir,
Birisi okula, birisi toplantıya
Burada hergün hayat böyle akıp gider,
Biz kendimize iyi bakarız minik kızım,
Güleriz, ağlarız, ezeriz, söveriz, döveriz, bağırırız, çağırırız,
Biz bu nankörlükten ibaretiz zaten, biz bu şehirden,
Aldığımız arabadan, verdiğimiz hediyeden, gördüğümüz filmden,
Kazandığımız diplomadan, içtiğimiz içkiden, giydiğimiz kıyafetten,
Biz sahip olduklarımızdan ibaretiz,
Burada hayat böyle akıp gider,
Yine aklıma geldi, beton üzerindeki yatışın,
Kargaların bağırışı,
Duduşum,
Öle pat diye gelip, pat diye gidilir mi be kuzum,
Evet,” bu çağ böyle, siz zaten alışkınsınız hızlı yaşamlara” diyeceksin ama,
Annelik başka bir şeymiş meleğim,
Senin karşılıksız sevgin, her kızdığımızda herşeyi unutup 5 dakika sonra yanımıza gelişin,
Her sabah bize dokunarak esneyişin, gerilişin,
Benim annem, dedem diyip bize sarılışın, mırıl mırıl uyuman,
Sence hangi nankör insanda buluruz biz bu karşılıksızlığı,
Küçük kızım,
Bize bu kadar zamanda nasıl öğrettin bunca çok şeyi,
Seni büyütürken anladım bir bebeğin sorumluluğunu,
Serçe parmağımın kalınlığı kadar açabildin ağzına biberonunu verirken,
Henüz tuvalet refleksin olmadığı için pamukla poponu silerken,
Hergece vücudunu sıcak tutmak için, sıcak havlu nöbetindeyken,
Aşı dönüşü, yükselen ateşini düşürmeye çalışırken,
Önceden kafama estiği zaman yaptığım seyahatleri planlamadan 2-3 kez düşündürürken,
Seni emanet ettiğim zamanlarda “acaba ne yapıyordur şimdi” diye düşünürken,
Seni de götürdüğüm zamanlarda bir anne telaşı içinde etrafımdakileri güldürürken,
Tesadüfen gelmedim, işte bunları yaşaman gerekiyordu,
Ve tesadüfen gitmedim, o kapıyı açık bırakmaman gerekiyordu diyorsun belkide,
O yerde yatışın ne kadar süre gözlerimin önünde kalır bilmiyorum,
Sevdiklerimi biran bile ihmal etmemem gerektiğini bana çok acı bir yolla öğretmiş oldun,
Meleğim, haylaz kızım,
Ne işin vardı kuşların yanında, bizim daha bahçekatı bir evimiz olacaktı,
Mamanın yarısı duruyor, buhafta aşıya gidecektik,
Annem sana bir sepet hediye etmişti dün akşam, içine girip uyumuştun bir süre,
Ama sonra yine benim yanıma gelip kıvrılmıştın,
İnsan anlamıyormuş sevdiğiyle son gecesini, sonsuza kadar böyle uyuruz sanmıştım,
Ya da birgün yanındakilerin gideceğini bile düşünmeye fırsat bulamıyor,
Dün gece erken yatayım ki, sabah erken kalkıp işe koyulayım diye düşündüm,
Hergece olduğu gibi birton düşünceyle uyudum,
Hayal kurarak, mutlu olarak, yanındakilere şükrederek uyumayı unutalı 15 yıl olmuş,
Yanımdaki nefes alıp veren, karşılıksız sevgi meleği küçük kalbi bile farketmemişim,
Senin küçük ömrün, bu koca insanlara nasıl da ders vermeyi başardı,
Sen yoksun bu öğlen, senin o küçücük kalbin durdu bu sabah,
O küçücük kalbin, kocaman yaralar açtı bugün,
Evimizin küçük neşesi, pıtır pıtır koşan minik patisi yok bugün,
Neyse çok moralini bozmayayım senin, kediler cennetinde mutlu ol hep,
Biz de muhtemelen bir haftaya kalmaz toparlanırız,
Sen hiç merak etme, ne de olsa kanımızda var nankörlük bizim,
Ölenle ölmeyiz biz, aksırana tıksırana kadar yaşarız,
3 ayda öğrettiklerine, yaşattıklarına, verdiğin mutluluğa teşekkür ederim,
Ve son sarılışın, son bakışına.
Annen